Yıllık 28,1 milyon ton rafinaj kapasitesi ile Türkiye'nin lider sanayi kuruluşudur.
HEDEF VE AMAÇLAR
BAŞKANIN MESAJI
YÖNETİM KURULU
YÖNETİCİLER
YÖNETİCİ MESAJI
EMNİYET ÇEVRE
TOPLAM KALİTE
KALİTE POLİTİKAMIZ
RAFİNERİLER
ERİŞİM

 
 
Untitled Document

Genel Müdür’ün mesajı

 

Global ekonomide yaşanan gelişmeler:

 

2008 yılı son çeyreğinde başlayarak 2009 yılında tüm ülkelere yayılan küresel ekonomik kriz, tüm ülkelerin kapsamlı önlem paketlerini yürürlüğe sokmalarına neden olmuş, resesyona karşı adeta küresel bir savaş verilmiştir. Krizin ilk ortaya çıktığı ülke olan ABD’den başlayarak Avrupa Birliği ve Asya’da büyük ekonomilerin eş zamanlı olarak aldığı acil tedbirler ve dev kurtarma paketleri birbiri ardına yılın ilk çeyreğinde yürürlüğe girmiştir. 2009 yılında uygulanan para politikaları ve alınan tedbir paketlerinin parasal tutarı, 57 trilyon dolar düzeyindeki dünya ekonomik büyüklüğünün %’ine ulaşmıştır. Alınan önlemler resesyonu yılın ikinci çeyreğinden itibaren birçok ülkede önlerken, üçüncü çeyrekte krizde en kötünün geride kaldığına yönelik makro göstergeler, global ekonominin toparlanmasına  yardımcı olmuştur.

 

Dünyanın önde gelen merkez bankalarının faiz indirimi uygulamaları, FED’in ekonomiye nakit sağlanması için devlet tahvili alması ve mortgage kredileri ile ilgili menkul kıymet alım büyüklüğünü rekor düzeye çıkarması, ABD’de bankaların stres testini  geçmesi, G-20 ülkelerinin, zor durumda bulunan ülkelere yardım için 500 milyar doları IMF’e olmak üzere dünya finans sistemine toplam 1 trilyon dolar katkı sağlaması gibi önlemler, Mayıs ayı ile birlikte dünya ekonomisinde çöküşü sona erdirmiş ve ekonomik göstergelerin yavaşa olsa dipten dönmesinde etkili olmuştur. Böylece yılın 2. ve 3. çeyreğinde ABD, Japonya, Rusya, Almanya, Fransa, Kanada ve Brezilya gibi birçok ülke pozitif büyümeye geçmiştir. Dünyanın önde gelen Merkez Bankaları nın küresel kriz için alınan likidite ve destek önlemlerini yılın son çeyreğinden başlayarak azaltmaları, gevşek para politikasını sonlandırmak için verdikleri faiz arttırım sinyalinin zamanlaması, 2010 yılında küresel ekonominin seyrinde temel belirleyici faktör olacaktır.

 

Küresel krizin ülke ekonomisine yansımaları:

 

Ülke ekonomisinin 2009 yılı boyunca krizde izlediği seyir, yurtdışı ile büyük paralellik arzetmiştir. Krizin başlarında 2009 ilk çeyrek dönemde ekonomik daralmanın boyutunda hızlanma olmuş, döviz kurlarında artış yaşanmış ve işsizlik oranı zirveye çıkmıştır. Türk bankacılık sisteminin yüksek sermaye yeterlilik rasyolarıyla krizden korunmasına karşın reel sektör, iç tüketim ve ihracattaki hızlı daralmayla büyük oranda iş kayıpları yaşamıştır. Dış dünyaya tamamen entegre hareket eden Türkiye ekonomisinde ikinci çeyrekten itibaren dipten dönüş başlamış ve Merkez Bankasının faiz indirim politikası ve uygulanan teşvik paketlerinin yanı sıra, beyaz eşya ve otomotiv başta olmak üzere tüketime yönelik sektörlerde uygulanan vergi indirimleri reel ekonomide etkisini göstermiştir. Toparlanmanın zamanlaması ve ivmesi ülkeden ülkeye değişse de, döviz kurlarının bahar aylarında yakaladığı istikrarı yıl sonuna kadar sürdürmesi ve süregelen düşük faiz ortamı, ülke ekonomisindeki daralmanın yılın ikinci yarısında yavaşlaması ile  hem işsizlik oranları hem de resesyonun şiddeti oransal  boyutta düşüşe geçmiştir.

 

Ancak 2010 yılında reel sektörün eski gücüne kavuşması ve kârlılığının yükselmesi zaman alacağından zayıflayan vergi gelirleri, 2009 yılında krizden çıkış için uygulanan teşviklerin kamu bütçesinde oluşturduğu dengesizlikle nisbeten yüksek kamu açıkları, reel sektörün yatırıma yeterli kaynak ayıramaması nedeniyle ülkemizin işsizlik oranının azaltılmasının zaman alacak olması gibi sorunlar, ülke ekonomisinde 2010’da beklenen toparlanmanın yanında aşılması gereken temel problemlerdir.

 

Ham petrol fiyatları:

 

Petrol fiyat seyrinde küresel kriz ile birlikte 2009 yılında petrol üreticilerinin kararlarının etkin olduğu ve petrol arz ve stok seviyesinin önem kazandığı görülmüştür. İlk çeyrekte 40-50 dolar aralığında seyreden petrol fiyatları, ABD’nin yıl boyunca izlediği düşük faiz politikasıyla dolar kurunun zayıf seyretmesi, OPEC tarafından 2008 yılı son çeyreğinde alınan 4.2 milyon varillik üretim kesinti kararının 2009 yılı boyunca tavizsiz uygulanması, düşük fiyatlardan yüzer stokların arttırılma çabası ve ikinci çeyrekten başlayarak  dünya ekonomisinde görülen iyileşme belirtileri doğrultusunda yıl boyunca yükselen bir trend izlemiştir. Küresel kriz önlemlerinin yıl sonuna doğru kademeli olarak azaltılmaya başlaması ve kolay eritilemeyeceği görülen yüksek miktardaki fiziki ve yüzer stokların etkisiyle petrol fiyatlarındaki artış ivmesi yıl sonuna doğru yavaşlamıştır.

 

Dünya rafinaj sektöründe gelişmeler:

 

Rafinaj sektöründe asya ülkeleri başta olmak üzere 2009 yılında devreye alınan yeni rafineriler, ABD bölgesindeki zayıf tüketim ile birleşince bölgesel ürün ticaretinde orta distilatta dengesizliklerin doğmasına yol açmıştır. Global resesyon ortamında, iç talebin zayıf olduğu ülkelerde hızlı değişen ticaret dengeleri ihracatçı konumda ve düşük kompleksiteye sahip olan rafinerileri, üretimlerini azaltmak hatta üretimden tamamen çekilmek zorunda bırakmıştır. Verimli olmayan ve ihraç pazarı kaybıyla karlarında düşüş yaşayan özellikle gelişmiş ülkelerdeki rafinerilerde 2009 yılında kesin veya geçici kapanmalar yaşanmıştır.

 

2009 yılında Akdeniz rafineri marjları, Opec üretim kesintisine bağlı olarak ağır ham petrol türlerinin hafif petrollere göreceli olarak pahalılaşması ve orta distilat ürün talebinde daralma sonucunda dip noktalara sürüklenmiştir. 2009 yılında dünya petrol ürünleri tüketimi yaklaşık 1.3 milyon varil azalırken, açılan yeni rafinerilerin dünya üretim kapasitesini 2.0 milyon varil arttırmasıyla 2008 yılına kıyasla toplam 3.3 milyon varillik bir arz fazlası oluşmasına karşın, 2009 yılında geçici ve kesin kapanan rafinerilerin kapasitesi 1.2 milyon varil seviyesinde kalmıştır. Oluşan bu arz fazlalığı karşısında Akdeniz rafineri marjı 2009 yılında ortalamada 1.95 dolar/varil seviyelerine inmiştir.

 

2009 yılındaki küçülmeden sonra 2010’da global ekonomide beklenen büyüme ve dünya enerji ve orta distilat ürün talebinde yükseliş beklentisi, Opec’in artacak global petrol tüketimini karşılamak üzere üretim kesintilerini gevşetebilecek olması nedeniyle, 2010 yılında açılacak yeni rafinerilere rağmen, rafineri marjlarını 2009’da gördüğü noktadan az da olsa yukarıya taşıması beklenmektedir. Bununla birlikte 2009 yılının son çeyreğine doğru  yoğunlaşan düşük kapasite kullanımı veya stoksuz talep odaklı üretim stratejisinin 2010 yılında da sürdürülmesinin gerekli olacağı, talepte belirgin bir iyileşme görülmeden aksi yönde bir strateji izlemenin sektörün genel kârlılığına olumsuz etki edeceğini söylemek mümkündür.

 

Genel olarak, 2010 yılı rafinaj sektörü açısından 2009’dan daha pozitif geçmeye adaydır. Ancak, yüksek seviyelerini koruyan fiziki ve yüzer orta distilat stoklarının yanı sıra, krizden çıkış stratejilerinin uygulanması kapsamında küresel faiz hadlerinin yıl içinde yükseltilebileceğinin açıklanması, krizden çıkarken hem ekonomik büyümede hem de rafineri marjlarında dalgalanmalara yol açabilecektir.

 

Türkiye’de petrol ürünleri sektöründe gelişmeler:

 

Küresel resesyonun etkileri 2009 yılında dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi, Türkiye petrol ürünleri tüketimini de olumsuz etkilemiş ve Türkiye ekonomisinin % 5’in üzerinde küçüldüğü 2009 yılında toplam akaryakıt ürünleri tüketimi % 7,6 azalmıştır.

 

Ürünler bazında en önemli tüketim düşüşü, ekonomik büyümeye en duyarlı ürünler olan motorin ve fuel oil’de meydana gelmiştir. Benzin tüketimindeki azalma 2008 yılında olduğu gibi 2009 yılında da sürmüş ve benzin pazarının büyüklüğü % 2.7 oranında küçülerek 2.9 milyon metreküpe gerilemiştir. Yıl boyunca yaşanan krizin etkisini finansal verilerine en az yansıtacak şekilde optimum üretim ve satış politikasıyla, toplam akaryakıt pazarının `’ını karşılayan Tüpraş, ülke benzin tüketimi % 2.7 küçülürken, benzin satışlarını %1.9 oranında artırmış ve pazar payını ˆ seviyesine ulaştırmıştır.

 

Türkiye kırsal motorin tüketimi % 9.4 daralırken, Tüpraş’ın kredili satışlarda vadeyi düşürmesi, müşterilerinin işletme sermayesi ihtiyacını kırsal motorin ithalatı yoluyla karşılamaya yöneltmiş ve Tüpraş kırsal motorin satışı ilave % 10,6 azalmıştır. Düşük kükürtlü motorinin tüketimi ise % 17.3 artarken, Tüpraş satış miktarını 231 bin ton arttırmıştır.

 

Dünyadaki negatif seyrin aksine, Türkiye’de havayolu taşımacılığının yaygınlaşması ve sektörün gücünü korumasıyla ülkenin jet yakıtı tüketiminin yükselmesi, Tüpraş’ın jet yakıtı satışlarını % 9 oranında arttırmasını sağlamıştır. Askeri jet yakıtı satışlarıyla birlikte toplam jet yakıtı satışı ise 2008 yılına göre  oranında artmıştır.

 

2009 yılında Tüpraş:

 

2009 yılı dünya rafinerileri açısından rekabetin arttığı, ağır ham petrol fiyatlarının yüksek seyrettiği ve birim ürün kârlılıklarının geçtiğimiz yıllara göre daha sınırlı olduğu bir yıl olmuştur. Tüpraş açısından bakıldığında küresel krizin etkilerinin yaygınlaştığı ve dünya ekonomisinin dip yaptığı ilk çeyrekten itibaren global resesyonun  yıpratıcı etkilerine rağmen,  operasyonel ve finansal esnekliği ön plana çıktığı ve değişen koşullara uyumun sağlandığı bir süreç yaşanmıştır. 2009 yılında izlenen üretim ve satışta optimizasyon politikası  Tüpraş’ın krizde olumlu görünüm çizebilen rafineri şirketleri arasında yer almasını sağlamıştır.

 

Tüpraş, petrol kaynaklarının çeşitlendirilmesi, tedarik zincirinde riskin dağıtılması, fiyat ve navlun avantajlarının sağlanması için ham petrol alım operasyonlarında optimizasyona ve çeşitlendirmeye gitmektedir. Düşük ham petrol şarjı ve optimum stok uygulamasının getirdiği kaynak kısıtlamasına rağmen 2009 yılında 10 farklı ülke kaynağından 16 farklı tipte ham petrol alımı gerçekleştirilmiştir.

 

2009 yılında dip seviyelere gerileyen global rafineri marjları ve düşen ihraç ürün kârlılığına karşın, operasyonel açıdan ham petrole göre daha uygun maliyetli yarımamulün dönüşüm ünitelerinde işlenmesi tercih edilmiş, yurtiçi talebi karşılayacak şekilde optimum üretim ve satış politikası uygulanmış ve beyaz ürün verimliliği artırılmıştır. Sadece işlenen ham petrol miktarı baz alındığında `,4 ham petrol kapasite kullanımı gerçekleştirilirken, şarja verilen yarı mamullerle birlikte toplam kapasite kullanımı % 69,1 düzeyine ulaşmıştır. Krizin etkilerinin en derin şekilde görüldüğü 2009 yılı ilk çeyrek dönemde Kırıkkale ve Batman rafinerileri başta olmak üzere yıl içerisinde planlanan bakımlar, talebin de zayıf olduğu bu döneme çekilmiştir.  Bölgesel talepler kara ve demiryolu ürün taşımaları ile diğer rafinerilerden karşılanmış ve böylece Tüpraş’ın rafinerileri arasında üretim ve satış optimizasyonu sağlanmıştır.

 

Böylece kriz öncesi yıllarda yüksek ham petrol kapasite kullanımı ile iç talep fazlası olarak ihraç piyasasına yöneltilen siyah ürün üretimi, ihraç piyasalarının elverişsiz olduğu 2009 yılında düşürülmüştür. Üretim içindeki beyaz ürün payı 2008 yılında h,7 düzeyinde iken, 2009 yılında s,6’ya yükseltilmiş, bu üretim politikasının uygulanmasıyla, Akdeniz rafineri marjı geçen yıla göre e azalarak 1.95 dolar/varil seviyesine gerilerken, Tüpraş brüt rafineri marjı ise  azalışla 9,2 ABD doları/varil olarak gerçekleşmiştir.

 

Global krizin yurtiçi tüketim üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, 18,2 milyon ton yurtiçi satış gerçekleştirilmiştir. 2009 yılında kârlılığı düşen ihracat miktarı 2008’e göre F azaltılarak 1,8 milyar dolar değerinde 3,3 milyon ton ürün ihraç edilmiştir. Böylelikle Tüpraş’ın 2009 yılı toplam satış miktarı 21,5 milyon ton olmuştur.

 

Rafinaj sektöründe olumsuz global görünüm doğrultusunda birçok petrol şirketinin rafinajda zarar ettiği 2009 yılını, uyguladığı yerinde stratejilerle finansal açıdan güçlenerek kârlı bir şekilde tamamlamayı başaran Tüpraş, ulaştığı 522 milyon dolar net kâr düzeyi ile hedefini gerçekleştirmiştir.

 

Sektördeki zayıf marj ortamında, rekabet gücünü yükselterek rafinaj kârlılığını korumak için maliyet azaltıcı ve verimlilik arttırıcı projelerin önemi daha da belirgin hale gelmiştir. Bu kapsamda verimlilikte gelişmelerin somut olarak ölçülebilmesi için, ulaşılacak noktayı ilk etapta rakamsal olarak belirlemek amacıyla sektörel kıyaslama çalışmaları yapılmış olup, enerji alanında belirlenen tasarruf projeleri hızla hayata geçirilmiştir. Şirketin faaliyet alanlarında verimliliği artırmak üzere sürdürülen “İşletme Mükemmelliği Programı” çalışmaları kapsamında seçilen 80 projeden 2009 yılı içerisinde 79 milyon dolar olmak üzere 3 yılda 244 milyon dolar artı değer yaratılmıştır.

 

Şirketimizin faaliyetleri nedeniyle zarar görebilecek her kesimin maruz kalabileceği olumsuz etkileri en aza indirmek amacıyla Sağlık, Emniyet, Çevre kriterleri daima iyileştirilmektedir. Bu hedef doğrultusunda şirketin öncelikleri arasında yer alan Sağlık, Emniyet, Çevre (SEÇ) konusunda çalışmaların etkin biçimde uygulanması ve izlenmesi için uzun vadeli bir plan hazırlanmıştır. Şirketlerin hayatiyetlerini sürdürebilmelerinin ön koşullarından olan teknik emniyet ve çevre konusunda en önemli emniyet performans göstergelerinden biri olan kaza sıklık oranı hesaplanmasına 2009 yılı için müteahhit firma çalışanlarının yaptığı kazalar da dahil edilerek hedef 3,5 olarak belirlenmiş, yıl sonunda elde edilen 2,5 kaza sıklık  oranı ile 2012 yılında ulaşılması hedeflenen değere ulaşılmıştır. Kaza sıklık oranında bundan sonraki hedefimiz, bu oranı daha da iyileştirmektir.

 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Kurumsal Yönetim İlkelerine uygunluğun göstergesi olan  kurumsal yönetim derecelendirme notumuz, şirketimizde kurumsal yönetim alanında kaydedilen birçok ilerlemenin yanı sıra, çevre sorumluluğu bilinci doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz çalışmaların olumlu katkısıyla, 2009 yılında revize edilerek 10 üzerinden 8,20’den 8,34’e yükseltmiştir. Bağımsız kurumsal sosyal sorumluluk ve hesap verebilirlik örgütü AccountAbility ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Enstitüsü ortaklığıyla gerçekleştirilen “AccountAbility Etik Hesap Verebilirlik 2008 Türkiye Değerlendirmesi”nde Tüpraş, ülkemizdeki en yüksek cirolu 50 şirket arasında 2009 yılında 2.’lik ödülüne layık görülmüştür.

 

2009 yılında uygulanan doğru stratejiler ve yerinde atılan adımlar, henüz krizin etkilerinin devam ettiği bir dönem olan 2009 yılı sonunda, Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in, Tüpraş’ın yabancı para cinsinden uzun vadeli ‘BB’ olan notunu, ülke tavanı olan ‘BBB-‘ seviyesine yükseltmesiyle perçinlenmiştir. Tüpraş’ın, güçlü operasyonel ve finansal yapısı etkin depolama kapasitesi ve güçlü dağıtım altyapısıyla birlikte Türkiye piyasasında lider konumda olması, nakit yapısının rafinaj sektöründeki ortalamaların üstünde olması ve sahip olduğu ürün çeşitliliği ile rakiplerine göre daha iyi bir derecelendirme notu verilmiştir.

 

Fuel Oil Dönüşüm Yatırımı:

 

Ülkemizde tüketim imkânı azalan ve talep fazlası konuma dönüşen değeri düşük, yaklaşık 4,2 milyon ton siyah ürünü (fuel oil ve atmosferik dip) yaklaşık 3,5 milyon ton benzin ve motorin gibi daha değerli ve çevreci beyaz ürünlere dönüştürecek olan ve tahmini yatırım tutarı 1,8 milyar dolar olan Fuel Oil Dönüşüm Projesi 2014 yılında İzmit Rafinerisine entegre olarak hayata geçirilmiş olacaktır. Bu yatırım, Tüpraş’ın bugüne kadar yaptığı tüm yatırımların devamı ve tamamlayıcısı niteliğindeki en büyük adımı oluşturacaktır. 2009 yılında yapılan değerlendirmeler sonucunda, projenin gerçekleştirilmesi için İspanyol Tecnicas Reunidas firması ile anlaşma imzalanmış ve çalışmalara başlanmıştır.

 

Bu projenin tamamlanması ile İzmit Rafinerisi Avrupa’nın en kompleks rafinerilerinden biri olacak ve 400 milyon doların üzerinde ilave FAVÖK yaratılacaktır. Proje ile hem ülkemizin net ithalatçısı konumunda olduğu motorin arzına katkıda bulunulacak hem de Tüpraş’ın rekabet gücü ve kârlılığı arttırılmış olacaktır.

 

Tüpraş’ın geleceğine yönelik vizyoner ve geniş perspektifli bakış açısını yaratan insan kaynağımız ile, sektörün üstün performans gösteren oyuncusu olmaya devam edecek ve hissedarlarımız ve ülkemiz için üreterek var olacağız.

 

Yavuz Erkut

Genel Müdür

 

2009 Yıllık Faaliyet Raporun'dan Alınmıştır.