Biyoçeşitlilikte İş Birliği
Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı 2024 Küresel Riskler Raporu’nda biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü önümüzdeki 10 yıllık dönemin en yüksek 4 riski arasında yer almaktadır. Yürütülen faaliyetler sonucunda biyoçeşitliliğin kaybı, kurumlar için tedarik zinciri kesintileri, artan operasyonel maliyetler ve itibar zararları gibi önemli riskleri beraberinde getirebilmektedir. Biyoçeşitliliğin korunarak iş süreçlerine entegrasyonu, çevresel yönetim açısından olduğu kadar kurumun uzun vadeli dayanıklılığı ve kârlılığı için de önemlidir. Operasyonel faaliyetler kaynaklı ham su çekişi yapılan yerler, deşarj noktaları, yenilenebilir enerji santrallerinin bulunduğu alanlardaki orman ve canlı ekosistemi gibi fauna ve floranın durumu Tüpraş için kritik önem arz etmektedir. Bu bağlamda Tüpraş, oluşturduğu Çevre Politikası içerisinde biyoçeşitliliğin geliştirilmesini desteklemeyi, nesli tükenmekte olan türler ve endemik türler başta olmak üzere tüm türleri ve doğal ekosistemleri arazi bozulmasını önleyecek şekilde korumaya odaklanmayı, biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri sürdürülebilir bir şekilde yönetmeyi ve azaltmayı taahhüt etmektedir.
2021 yılında BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi çerçevesinde Biyoçeşitlilik Rehberi’ni oluşturan Tüpraş, 2022’de bu konuyu izlemek üzere farklı disiplinlerden çalışanların katılımıyla bir ekip kurmuştur. Uluslararası örnekleri ve iyi uygulamaları inceleyen ekip, biyoçeşitliliğin Tüpraş’ın öncelik değerlendirmeleri içerisindeki yeri, biyoçeşitlilikle ilgili bir politika belirleme ihtiyacını ve yürütülmesi gereken projeleri ele almıştır. Tüpraş, biyoçeşitlilik çalışmalarını Sürdürülebilirlik Komitesi’nde değerlendirmekte ve takip etmektedir.
2023 yılında Tüpraş’ın biyoçeşitlilik değerlendirmesi, SBT-N Materiality Tool ve IBAT araçları kullanılarak yapılmıştır. SBT-N Tool, Encore tabanlı çalışan ve sektörlerin çevresel etkilerinin, biyoçeşitlilik önemliliğine ve varsa bu önemliliğin skoruna işaret eden bir araçtır. Bu araç sayesinde, bir sektörün, biyoçeşitliliğe konu olan faktörleri etkileyip etkilemediği ve etkiliyorsa bu etkinin büyüklüğü tespit edilmektedir.
IBAT, yerel veri sağlayıcılardan veri temin eden ve bunu global kullanıma açan bir araç olup, lokasyona özgü türleri ve bu türlerin habitatları konusunda sayısal veri sunmaktadır. Bu aracın çözünürlüğü 50 km olduğundan, tür ve habitatlar için yüksek sayılar görünmektedir. Bu sebeple rafinerilerin bulunduğu iller özelinde ulusal envanter aracı “Nuh’un Gemisi” ile bir çalışma da yapılmıştır. Tüpraş, ilerleyen dönem için envanter araçları geliştirerek, sektörel ve lokasyon bazlı değerlendirme yaklaşımı belirlemeyi ve azaltım planı oluşturmayı planlamaktadır.

Tüpraş 2024 içerisinde mevcut durumu ortaya koyabilecek ve ilk aksiyonların doğru şekilde konumlanmasını belirleyebilecek nitelikte bir baz çalışma için Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) geliştirdiği sektörel envanter aracı Biyoçeşitlilik Risk Filtresi’ni kullanarak değerlendirme yapmıştır. Fiziksel ve itibar ile ilgili riskleri değerlendiren bu araç Doğayla İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü’nün (TNFD) ve Doğa İçin Bilim Temelli Hedeflerin (SBTN) yaklaşımlarıyla da uyumludur.
WWF Biyoçeşitlilik Risk Filtresi aracında fiziksel ve itibar riskleri 8 kategori içerisinde, toplam 33 göstergede değerlendirilmekte; göstergeler alt kırılımda toplam 56 metrikle ilişkilendirilmektedir. Bu analiz aracında kuruluşların faaliyet ve yatırımları temelde üç soruya yanıt aramaktadır:
- Faaliyetler/yatırımlar ekosisteme nasıl bağlıdır/biyolojik çeşitliliği nasıl etkilemektedir?
- Operasyonlar/yatırımlar için hangi coğrafi bölgeler daha yüksek risk oluşturabilir?
- Belirli ticari faaliyetler / yatırımlar hangi potansiyel biyoçeşitlilikle ilgili risklere maruz kalmaktadır.
Biyoçeşitlilik baz çalışmasının ilk sonuçlarına göre, Tüpraş’ın dört rafineri tesisi kara, deniz ve hava kirliliği metrikleri bağlamında yüksek risk mertebesinde ekosistem bölgelerinde konumlanmaktadır. İzmit Rafinerisi özelinde bu risk “çok yüksek risk” mertebesinde değerlendirilmiştir.
Ana biyoçeşitlilik alanı, ağaç örtüsü kaybı ile kara, tatlı su ve deniz kullanım değişikliği gibi risk metriklerinin de rafineri tesislerinin bulunduğu bölgelerde yüksek risk kategorisinde olduğu gözlemlenmiştir. Bu baz çalışma Tüpraş’ın biyoçeşitlilik ile ilgili risklerinin haritalandırmalarına destek sağlayarak yatırım değerlendirmelerine bir girdi sağlayabilecektir. Biyoçeşitlilik ile ilgili bundan sonraki süreçte alınacak aksiyonlar ile olası hedef ve taahhütlerin değerlendirilmesi Tüpraş’ın tüm bağlı ortaklıklarının katılımı ile yürütülecektir.
Ayrıca, Tüpraş'ta yeni yapılacak projelerde çevresel etki değerlendirme sürecinde biyoçeşitlilik etki değerlendirmesi de yapılarak Tarım ve Orman Bakanlığı'nın görüşü alınmaktadır. Bu değerlendirmelerde ulusal ve uluslararası sözleşmelere uyum taahhüt edilmekte ve uyulmaktadır. Rafinerilerimizin bulunduğu bölgelerde biyoçeşitlilik literatür çalışmaları dışında saha çalışmaları da flora ve fauna etkisinin değerlendirilmesi için yapılmaya başlanmıştır. Bu sürece ilaveten yeni projelerde ornitolog izlemeleri de yapılmaktadır.